Tüketici kavramı, Sanayi Devrimi’nin gerçekleştiği dönemde ortaya çıktıktan sonra 1980’ler itibariyle tüm dünyada, şimdiki anlamda tüketici hukuku kavramı yerleşirken, ülkemizde bağımsız bir hukuk dalı söz edilmeye 2000’li yıllarda başlanmıştır. Temel itibariyle Tüketici Hukuku, tüketicinin korunmasını amaçlayan, hem özel hukuk hem de kamu hukuku niteliklerini barındıran bir karma hukuk dalıdır.

Tüketici hukuku, emredici hukuk kurallarıyla, devletin yoğun müdahalesinin olduğu bir alandır. Borçlar Hukuku’nun bir alt dalı olan Tüketici Hukuku, sözleşme serbestisi ilkesinin neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığı düşünüldüğünde, tamamen bağımsız bir alan olduğu da söylenebilir. Örneğin genel işlem koşulları gibi bazı konuların, Tüketici Hukuku’nda çok daha önceden yer almış olması bu düşünceyi daha da pekiştirmektedir.

Tüketici hakkı kavramından ilk kez ABD’de başkan Kennedy tarafından kullanılmış ve 4 temel tüketici hakkından bahsedilmiştir;

  1. Tüketicinin bilgi edinmesi
  2. Tüketicinin sesini duyurması
  3. Tüketicinin tazmin edilmesi
  4. Tüketicinin örgütlenmesi

Avrupa Topluluğu’nda 1970’lere kadar tüketicinin korunması hiç gündeme gelmezken, 1972’de yapılan Paris zirvesinde ilk defa ekonomik politikaların sosyal politikaları desteklemesi gerektiği ve tüketicinin korunmasının da sosyal politikaların bir ayağı olduğu ifade edilmiştir. 1975’te Paris Konferansı’nda, Avrupa Tüketici Hakları Beyannamesi niteliğinde bir belge olan, 1. Tüketici Programı ortaya konulmuştur. Böylece ilk defa, halen günümüzde de geçerliliğini koruyan beş temel tüketici hakkı sayılmıştır:

  1. Tüketicinin sağlığının ve güvenliğinin korunması hakkı
  2. Tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması hakkı
  3. Tüketicinin tazmin edilme hakkı
  4. Tüketicinin bilgilendirme ve eğitim hakkı
  5. Tüketicinin temsil edilme hakkı

23 Şubat 1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da, söz konusu beş temel hak yer almıştır. 28 Kasım 2013’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlık ilk maddesi şöyledir;

6502 S. TKHK m.1 – (1) Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

İkinci maddede ise, bu kanunun kapsamı belirlenmiştir;

6502 S. TKHK m.2- (1) Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.

Tüketici Hukuku’nun kaynakları arasında temel kanun 6502 S. TKHK olmakla birlikte, Anayasa, Türk Borçlar Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerini sayabiliriz. Nitekim Anayasa’nın 172’inci maddesinde doğrudan “Tüketicinin korunması” başlığı altında “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmü yer almaktadır.

Son kullanıcı olan tüketiciye yönelik mal veya hizmet sunan, satıcı veya sağlayıcı konumundaki ticari işletmeler, başta 6502 sayıl Kanun olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerinde geçen hususlara riayet etmesi zorunludur. Aksi halde tüketicilerden yönelecek talepleri gidermek ve zararlarını tazmin etmek zorunda kalabilecekleri gibi ağır idari yaptırımlarla da karşılaşmaları kaçınılmaz olacaktır. Zira Tüketici Hukuku’nun getirmiş olduğu kuralların emredici yönü daha ağır basmakta ve sözleşme serbestisi ilkesinin bir geçerliliği bulunmamaktadır.

Bu nedenle ticari işletmelerin, tüketicilerle olan ilişkilerinin her adımı, tüm sözleşmeler, tanıtım ve reklam faaliyetleri, üretim aşamaları vs. yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olmak zorundadır. Örneğin, 6502 s. Kanun’un 4. Maddesinin hükmü gereği; “kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmeler en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenmesi ve bunların bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi” zorunludur. Aksi halde her türlü sorumluluk ve hukuki sonuçtan satıcı veya sağlayıcı olacaktır.